Haftalık Özet #2

‘Haftalık Özet’ serisinin ikinci bölümüne merhaba,

Teknoloji dünyası için oldukça hareketli bir hafta geçirdik. Özellikle Microsoft'un, Windows 10 tanıtım etkinliğindeki açıklamaları haftaya damgasını vurdu diyebilirim. Ayrıca Box firmasının Cuma günü New York borsasında işlem görmeye başlayarak halka açılması da (IPO) haftanın bir diğer önemli gelişmesi oldu.

Hemen listeye göz atalım:

  1. The next generation of Windows: Windows 10 and Microsoft HoloLens
  2. Box Stock Soars 70% At IPO.
  3. Uber's revenues in San Francisco is more than three times the size of the taxi market.
  4. SpaceX confirms $1 billion funding round with Google and Fidelity.
  5. Netflix wants to expand to 200 countries within the next two years
  6. WhatsApp finally launches on the Web.

The next generation of Windows: Windows 10 and Microsoft HoloLens

Microsoft CEO'su Satya Nadella'a büyük bir saygı duyuyorum. Microsoft'un başına geçtiği günden itibaren çevreye yaydığı dinamizm ve belirlediği 'önce mobil, önce bulut' ve 'Windows'u (ve Microsoft'u) kullanıcılar tarafından yeniden sevilir hale getirmek' gibi hedeflerin Microsoft'un yeniden yapılanma sürecinde gerçekten çok önemli bir vizyonun parçaları olduğunu düşünüyorum. 

Geçtiğimiz hafta içerisinde, Windows işletim sisteminin yeni versiyonu olan Windows 10 duyuruldu. Windows 9 isminin atlanarak Windows 8'den direkt olarak Windows 10'a bir geçiş söz konusu. Ancak, Windows 10 ile gelen değişiklik ve yeniliklere bakılacak olursa bu geçişi mantıklı buldum. Çünkü, yapılan değişikliklerin büyüklüğü ve etkisi, Windows'a gerçekten 2 basamak atlatacak cinsten diyebilirim.

Duyurulan bütün yeni özellikleri ve iyileştirmeleri burada listelemeyeceğim ancak özellikle iki özelliğin beni oldukça etkilediğini söyleyebilirim.

  1. Windows'un bir servis olarak konumlandırılması ve Windows 10 sürüm güncellemesinin ilk sene içerisinde ücretsiz olması
    Yıllardan beri alışkın olduğumuz üzere yeni bir Windows versiyonu duyurulduğunda en yakınımızdaki teknoloji mağazasına gidip kutulu paketini alıp, eve gelip güncelleme işlemini yapardık. Son versiyonlarda internet üzerinden güncelleme yapmak mümkün olsa da her şekilde belirli bir yeni sürüme geçme ücreti ödemek durumundaydık. Yanılmıyorsam Windows 10, bu döngüyü kıran ilk Windows versiyonu olacak. Böylelikle Windows'un kutulu bir yazılım, bir ürün konumundan çıkarak online servis konumuna geçişinin ilk adımlarını görmüş oluyoruz. Ayrıca, Windows 10'a yapılacak güncellemeler, Windows 10'un ik yılı içerisinde ücretsiz olacak. Bu gelişme ile beraber Microsoft, Mac OS X Mavericks sürümünden itibaren sürüm güncellemelerini ücretsiz yapan Apple'ı bu konuda yakalamış oldu.
     
  2. Akıllı telefon ve tabletler için Windows 10
    Mobil cihazlardaki işletim sistemi ile bilgisayarlardaki işletim sistemini birleştirme konusudan ilk adım Microsoft'dan gelmiş oldu. Açık konuşmak gerekirse bu değişikliği ilk olarak Apple'ın, Mac OS X ve iOS işletim sistemlerini birleştirerek yapmasını bekliyordum. Uzun vadede kaçınılmaz olan bu işletim sistemi kesişimi konusunda Microsoft'un oldukça hızlı hareket etmesi Satya Nadella'ın liderlik ve vizyonunun birer göstergesi olduğunu düşünüyorum.  

    Gün içerisinde mobil cihazlardan bilgisayarlara sayısız kez geçiş yaptığımızı ve her seferinde mevcut işletim sistemine kısa da olsa bir adaptasyon sürecinden geçtiğimizi düşünürsek mobil işletim sistemi ve bilgisayar işletim sistemlerinin kesişmesinin ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. Windows 10 ile ilgili ilk kullanıcı yorumlarını oldukça merak ediyorum. Deneme fırsatınız olursa ya da olduysa yorumlarınızı bekliyorum.
     

Microsoft HoloLens 'e değinecek olursak uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran bir ürün olmamıştı. Oculus Rift ve Sony Morpheus gibi rakipleri ile kıyasladığımız zaman HoloLens'in sanal gerçekliği, gerçek dünya ile kesiştiriyor olması ön plana çıkıyor. Hala izlemediyseniz linke tıklayıp HoloLens tanıtım videosunu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Bu tip projelerin ve ürünlerin, Microsoft'u "çalışmak için en heyecanlı firmalar" listesine tekrardan sokacağına eminim. HoloLens'i deneme fırsatınız olursa ya da denediyseniz yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.


Box Stock Soars 70% At IPO.

Uzun bir bekleyişin ardından nihayet Box, halka arz işlemini Cuma günü gerçekleştirdi. Box CEO'su Aaron Levie'i gönülden tebrik ederim.

Box'ın finansal performans, karlılık ve istikrarı ile ilgili şüpheler her ne kadar devam ediyor olsa da borsada geçirdiği ilk gün performansına bakılacak olursa bu şüphelere en doğru cevabı borsada işlem yapan yatırımcıların verdiğini söyleyebiliriz. Box hisseleri Cuma gününe 14$'dan başlamıştı ancak öğle saatlerine doğru 73.12%'lik bir artış ile 24.24$ civarına kadar yükseldi ve günü 23.23$ ile yani 2.7 milyarlık bir değerleme ile kapattı.  

Box, 'kurumsal uygulamaların tüketicileştirilmesi' trendinin ilk ve belki de en başarılı örneklerinden bir tanesi olduğunu söyleyebilirim. Bir kaç yıl öncesine kadar kurumsal hayatlarımızda kullandığımız çoğu yazılımın aslında oldukça karmaşık olduğunu ve son kullanıcı dostu olmadığını söyleyebiliriz. Yükselen bu trend ile Box, Asana ve Slack gibi uygulamalara baktığımız zaman kurumsal yazılım çözümlerinin aslında son kullanıcı dostu olabileceğini, hatta olması gerektiğini kanıtladığını görüyoruz.

Box, bulut veri depolama ve paylaşma hizmeti için son zamanlarda endüstriler özelinde çözümler sunarak endüstri odaklı dikeyleşme stratejisine odaklanmıştı. Finansal istikrar ve karlılık gibi soru işaretlerine verecekleri cevap ise bu satış ve ürün geliştirme stratejisinin başarısına bağlı olacaktır.


Uber's revenues in San Francisco is more than three times the size of the taxi market.

Uber firmasının iş etiği değerlerini doğru bulmayabilir ve eleştirebilirsiniz. Ancak bu durum, Uber'in yıllardan beri oturmuş ve oldukça olgun bir pazar olan taksi ile yolcu taşıma pazarında ne kadar büyük bir çığır açtığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Uber CEO'su Travis Kalanick geçtiğimiz Pazar günü Münih'de gerçekleştirilen DLD Konferansı'nda bir konuşma yaptı. Konuşmasında yer verdiği bir takım istatistikleri burada paylaşmak istedim. 

San Francisco'daki taksi pazarının yıllık 140 milyon dolar olduğunu ve Uber'in San Francisco gelirlerinin yıllık 200% bir büyüme oranı ile yaklaşık 500 milyon dolar seviyesine ulaştığını belirtti. San Francisco'da Uber üzerinden gerçekleştirilen yolculuk sayısı ise yıllık 300% bir büyüme oranına sahipken bu oran New York için 400% ve Londra için 500% - 600% oranlarında seyrettiğini paylaştı.

Uber, büyüme istatistiklerini alt üst ederek yükselişine devam ediyor.


SpaceX confirms $1 billion funding round with Google and Fidelity

Elon Musk, birçok kişiye göre Dünya üzerinde yaşayan en iyi 'uygulamalı fizikçisi'; bana göre modern dünyamızın Nikolai Tesla'sı.

Elon Musk'ın uzay teknoloji araştırma ve geliştirme şirketi SpaceX, Google ve Fidelity firmalarından toplam 1 milyar dolarlık bir yatırım aldığını duyurdu. Bu yatırımın uzay taşımacılığı, yeniden kullanılabilirlik ve uydu imalatı alanlarında hali hazırda devam eden inovasyon çalışmalarını destekleme amacı ile kullanılacağını açıkladı.

Benim en çok ilgimi çeken konu ise yeniden kullanılabilirlik alanı; yani uzaya gönderilen bir roketin ya da uydunun Dünya'ya tek parça ve yeniden kullanılabilir bir şekilde geri döndürülmesi ve tekrar tekrar kullanılması anlamına geliyor. Yeniden kullanılabilirlik sayesinde her bir uzay yolculuğu için bir roketin ya da uydunun sıfırdan yaratılma zorunluluğu ortadan kaldırılabilir ve maliyeti azalatılabilir.

Günümüz milyonerleri emeklilik ikramiyelerinin belli bir bölümünü hayırsever kuruluşlara bağışlamak yerine belki de Elon Musk gibi gerçekten dünyayı değiştirebilecek bir vizyona sahip mucitlere bağışlamaları uzun vadede insanlık için daha hayırlı olabilir. Siz ne dersiniz?


Netflix wants to expand to 200 countries within the next two years

Netflix, aylık bir üyelik bedeli kapsamında televizyon dizilerini ve sinema filmlerini TV, akıllı cep telefonu ve tablet gibi cihazlardan istediğiniz anda izlemenize imkan veren bir hizmet sunuyor. Netflix de aynen Uber gibi oldukça olgunlaşmış bir pazar olan televizyon yani kablolu yayın pazarında çığır açmaya devam ediyor.

Bazı kullanıcılar Netflix'in video arşivinin dar olduğunu eleştirip, henüz HBO gibi kablolu yayın aboneliklerini iptal ettirmek için erken olduğunu belirtiyor. Bir diğer büyük çoğunluk ise House of Cards, Orange is the New Black ve Marco Polo gibi Netflix'in yapımcılığını üstlendiği kendi özgün dizileri izleyebilmek için Netflix'e üye oluyor. Bu dizilerin oldukça yüksek kalite standartlarına sahip olduklarını kazandıkları Emmy ödülleri ve ödül adaylıklarından anlamak mümkün oluyor. Örneğin, ünlü aktör Kevin Spacey'nin baş rolünü oynadığı House of Cards, ilk iki sezonu ile toplamda 22 Emmy ödülü adaylığı ve 4 adet Emmy ödülü kazandı.  

Netflix'in sunduğu bir yenilik ise kendi özgün dizilerindeki bir sezonun bütün bölümlerini aynı anda yayınlıyor olması. Bu da demek oluyor ki takip ettiğiniz dizinin yeni sezonunu bir oturuşta hiç bir reklama maruz kalmadan izleyebilirsiniz. Bu tür bir yayın anlayışı ile kablolu yayın kanallarındaki oynayan haftalık dizilere göre fark yarattığını da söyleyebiliriz.

Y ve Z jenerasyonlarının televizyondan uzaklaşmaya başlaması ile birlikte Netflix ve benzeri servislerin ilerleyen zamanlarda daha da büyük bir önem kazanacaktır. Bu gerçeğin farkında olan ABD'deki en köklü kablolu yayın ağlarından biri olan HBO, kendi Netflix benzeri servisi olan HBO Go'yu hizmete sundu. Ancak, HBO Go için hala büyük bir problem söz konusu çünkü eski usül HBO kablolu yayın hizmeti üyeliğiniz yok ise HBO Go'yu da kullanamıyorsunuz. HBO gibi köklü kablolu yayın servisleri Netflix'e uzun vadede rekabet etmek istiyorlarsa 'sadece internet üyeliği' gibi daha düşük fiyatlı yeni bir üyelik formatı ile bu konuya bir çözüm getirmeleri gerektiğine inanıyorum.

Netflix, 2014 yılı dördüncü çeyrek performansını geçtiğimiz hafta içinde açıkladı. Performansa bakıldığı zaman ABD dışı pazarlara açılmanın karşılığını aldıklarını görüyoruz. Dördüncü çeyrekte Netflix, ABD dışından toplam 2.43 milyon üye kazanarak ABD dışı toplam üye sayısını 18.28 milyon üyeye çıkarttı. ABD'de de ise Netflix 2014 yılını 39.11 milyon üye ile kapattı. Böylelikle, Netflix toplamda 57.39 milyon üye sayısı ile 2014 yılına başarılı bir nokta koymuş oldu.

ABD'de dışı 50 pazarda hizmet veren Netflix, yeni yılda iki yüzden fazla pazara açılacağının sinyallerini veriyor. Netflix'in Türkiye pazarına ne zaman giriş yapacağını heyecanla bekliyorum. Türkiye pazarı regülasyonlar ve sayısız korsan dizi izleme sitelerinin varlığı göz önünde bulundurulduğunda dişli bir pazar olsa da 2014 yılı ortası istatistiklere bakıldığında 13 milyonluk 18-24 yaş arası genç nüfusu ile Türkiye'nin Netflix'in global büyüme çalışmalarında oldukça önemli bir yere sahip olacağını düşünüyorum.


WhatsApp finally launches on the Web

WhatsApp, web üzerinden kullanılabilen versiyonunu nihayet kullanıma sundu. Bu gelişmeye kadar WhatsApp'ı sadece akıllı cep telefonunuzdan kullanabiliyor olmanız sebebiyle arkadaşlarım arasında WhatsApp kullanmak istemeyen ender kişilerden biriydim. Gün içerisinde cep telefonu, laptop ve tablet arasında sayısız geçiş yaptığım düşünülürse her yeni gelen mesajı okumak için bilgisayarımda yaptığım işi yarım bırakıp odağımı cep telefonuma geçirmek benim için büyük bir külfetti. Bu yüzden arkadaşlarımla Google Hangouts veya Facebook Messenger gibi mesajlaşma uygulamalarını kullanmayı tercih ediyordum. Çünkü Hangouts ve Facebook Messenger üzerinden arkadaşınızda cep telefonunda başladığınız mesajlaşmanıza  bilgisayar ve tablet üzerinden kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz ancak bu habere kadar WhatsApp'da malesef bu mümkün olmuyordu.

WhatsApp web arayüzünü hafta içinde kullanmaya başladım. Web arayüzünü etkinleştirmek takdir edilecek derecede kolay olmuş. Cep telefonunuzdaki WhatsApp uygulamasını kullanarak bilgisayar ekranında yer alan QR barkodunu taratarak WhatsApp kimliğinizi bilgisayarınıza da tanımlamış oluyorsunuz. 

Web arayüzü ile birlikte WhatsApp'da daha aktif ve mesajlara daha hızlı cevap verebileceğimi söyleyebilirim. Bilgisayarımda kullandığım Chrome internet tarayıcısında WhatsApp web arayüzü sekmesini 'pin'ledim. Böylelikle WhatsApp üzerinden aldığım yeni bir mesajı okumak artık bir Chrome sekmesi değiştirmek kadar kolay.

Twitter üzerinde tartışılan bir başka konu ise web arayüzünün çıkması ile birlikte WhatsApp'ın mobil kullanım oranlarında bir düşüş olup olmayacağı yönündeydi. Bu konuda arkadaşım Hüseyin'in tweet'inde belirttiği görüşe katılıyorum. Web arayüzünün, 'power user'lara yani ileri düzey yoğun kullanıcılara hitap eden bir özellik olduğunu düşünüyorum ve kullanım oranı WhatsApp kullanıcı bazının 10% civarlarında olacağını tahmin ediyorum.

Bu yazıyı okuyan bütün arkadaşlarıma sesleniyorum, artık WhatsApp mesajlarınıza daha hızlı geri dönüş yapacağım.


Böylelikle,  ‘Haftalık Özet’ serisinin ikinci bölümünün sonuna geldik.

Düşüncelerinizi aşağıdaki yorum alanına bekliyorum. Eğer bu yazıyı beğendiyseniz paylaşırsanız çok sevinirim.

Teşekkürler,
Birkan